Makale Ve Yazıları
KEZBAN YENGE (1.Bölüm. Senaryodan Bir Bölüm) | KEZBAN YENGE (1.Bölüm. Senaryodan Bir Bölüm) |
KEZBAN YENGE 1-KEZBAN-EV AVLU…DIŞ/GÜN Gösterişli eski bir köy evi. Kaçışan tavuklar. Kezban , tavuklardan birini tutmak için kovalar. KEZBAN: Geh bili bili… Gaçma ...dur bakayim… Ayağı kırılasıca … gaçma gari yeter leeen! Yakalayamaz. Soluk soluğa kalır. …Ana cavurun donuzuna anaaa…. Kesik kesik solur. …nefes bırakmadı insanda… Eve doğru döner seslenir. … Sülbiye! Sülbiye gız.! Cevap gelmez. …Kulaklarınıza pamuk mu tıkadınız .. gebermeyesiceler! Söylene söylene tavuğu kovalar. … El mi yaman bey mi yaman… Nasıl yakalayacağım şimdi seni… Dur dur… çınkı bacak seni..dur! Gaçma ! 2-KEZBAN-EV …İÇ/GÜN Sülbiye, ayna karşısında kendine çeki düzen veriyor. Yazmasını örter, aynada kendini seyreder. Sonra eline mendili alır, üzerindeki gül nakışlarına Bakar sonra havalı bir şekilde mendili tutar, Yolda giderken düşürür gibi bırakıverir. Sonra mendilini alır. O sırada onu kapı aralığından seyreden Hacer. Hin hin sırıtarak ona bakıyor. Sülbiye onu görür. SÜLBİYE: Malak gibi ne bakıyon gız… Çekil ordan! Hacer güler güler. …deli…! Der mendilini cebine alır ve hızla dışarı çıkar. Hacer onun arkasından bakar bakar. Sırıtır.
3-KEZBAN-EV….DIŞ/GÜN Kezban, tavukları kovalar… Tavuğu köşeye sıkıştırır ve tam yakalarken Tavuk kaçar. Ahıra girer.
KEZBAN: Hah…Şimdi ne yapacaksın bakalım..… Kendi elinle düştün mü tuzağa… Diyerek tavuğun arkasından ahıra girer. Kezban ahıra girince Evin kapısı açılır. evden Sülbiye çıkar, önce etrafına bakınır. Kimsenin görüp görmediğini kontrol eder. Sonra usul usul sıvışır. adeta koşarak Hızlı adımlarla avludan dışarı çıkar… Arkasından Hacer bakar bakar, hince düşünür. O da peşinden gider. 4-KADİR-EV…İÇ/GÜN Burhan ayna karşısında saçlarını Tarar. Kendini beğenir, sırıtır. BURHAN: Geliyom Sülbiyem… Burhan’ın geliyor. Kasılarak …Ulen oğlum, filinta gibi oldun valla.. Yakışıklı… Alen Dolen misin be…. Döner ve saksıda duran bir çiçeği görür, Koparır. Kapıdan çıkar. Anne arkasından girer. Çiçeğin koparılmış Olduğunu görür irkilir. ANNE. Anaa…çiçeği koparmış… Bağırır. ..burhaaan! 5-KADİR EV ÖNÜ…DIŞ/GÜN burhan elindeki çiçekle hızla çıkar. Koşarak gider. Anne de arkasından çıkar seslenir. ANNE. Burhan oğlum…! Burhan! Duyurmak için bağırır. ….Baban çağırıyordu… yanına git de bir gör…Ne diyor bak bakalım… Burhan koşarak uzaklaşır. …Burhan…! Uleeeen! Büğlek gonmuş danalar gibi nereye gidiyon oğlum! Sesini duyuramaz. Söylenir. …Bu çocuk adam olmayacak… Ah ah… 6-SOKAK…DIŞ/GÜN Sülbiye giyinmiş kuşanmış, çekinerek etrafına Bir yere gizlice giden birinin psikolojisiyle bakınarak Hızlı hızlı yürür. Sokağın köşesini döner. Arkasında Hacer belirir. Onu takip etmektedir.
7-KEZBAN-EV AHIR….İÇ/GÜN Köşede tavuk sıkışıp kalmış. Kezban üzerine üzerine yürür ve birden üzerine Atılır. Tavuğu yakalar. KEZBAN: Hah, yakaladım işte… Hadi bakalım kaç… Kaç hadi… Seni zilli seni… Seni gidi çınkı bacak… Dur dur… Soluk soluğa kalmıştır. … Sanki tutamayacağım… Kaldırır bakar. …Seni kestireyim de …gör gününü… Ahırdan çıkar. 8-KEZBAN EV AVLU…DIŞ/GÜN Kezban ahır kapısından dışarıya Kucağında tavukla çıkar, eve doğru bağırır. KEZBAN: Sülbiye…! Eve doğru yürür bağırır. …Gızım, şu tavuğu Hasan amcana götür de kesiversin….Sülbiye! Ses gelmeyince söylenir … Nerde bu kız? kızgın …Hacer…! Söylenir …:sen de mi yoksun gız… …Yerin dibine mi girdiniz! Söylenir. …Nerde bu gızlar? Bağırır. …Sülbiye! Haceeeer! Ses gelmeyince ..:nereye gider bunlar… Allah Allah… O sırada, küçük çocuk(6) bir değneği at ederek Atı durdurur gibi gelir. ÇOCUK: deha…deeeeh… Bıııışşşş… Kezban ona sorar KEZBAN: Ablangil nerde len?
9-KÖY DIŞI-DERE KENARI…DIŞ/GÜN Dere kenarında otlamış oturup geviş getiren bir inek veya koyun. Sülbiye , etrafına bakına bakına yürür. İneğin yanına gelir. (inek başka bir hayvan da Olabilir örneğin koyun da olabilir) İneği sever… bu arada etrafına bakınır. Çekingen ve ürkektir. Sonra ineğin yanına oturur. O sırada çalılar arasında onu izleyen Hacer.
Sülbiye nerde kaldı diye bakınır. Kimsenin olmadığını anlayınca ineğe döner, başını Okşar. SÜLBİYE: Burada tek başına mısın? Hiç gelen giden olmadı mı? İnekle konuşmaya dalar. … Kış vakti ot da yok değil mi? Üşümüyor musun burada… gülerek …Amaaan..benim sorduğum soruya da bak…hayvan kısmı üşürmüymüş… İneğe eğilir. Kısık sesle …sarı gız… söylesene…Böyle uzun boylu bir oğlan…geldi mi buralara? Söylesene gıı… Hıı… geldi mi? Arkasından bir ses. BURHAN: Geldiğini söylesene sarı gız… Sülbiye irkilir, Burhan’ı görünce utanır, başını Önüne eğer. Burhan da çekinerek ineğin öte yanına geçer, oturur. İnek (koyun) ikisinin ortasında durmaktadır. İkisi de ineğin baş tarafında yan yana oturmaktadır. Utanarak mahçup olarak birbirlerine bakmadan Başları önlerinde eğik.. Uzakta, çalılıklar arasında sırıtarak seyreden Hacer. Sülbiye ve Burhan utanarak çekinerek dolaylı olarak konuşurlar. BURHAN: Sarıgız… söylesene, niye korkuyor Sülbiye kız benden… SÜLBİYE. Sarı gız… korkmuyormuş desene… sadece utanıyormuş… BURHAN: Kimden utanıyormuş sarı gız..benden mı…? SÜLBİYE. He… BURHAN: Sarıgız… SÜLBİYE: Ne diyormuş sarı gız… BURHAN: Şey diyom sarı gız…söylesene ona… şey diyom… Ben var ya… SÜLBİYE: He… sarı gız ne diyormuş? Burhan çiçeği sırtı dönük halde uzatır. BURHAN: Sarı gız…çiçekleri severmiymiş…sorsana bir… SÜLBİYE: Sevmez olur mu sarı gız…çok severmiş. İnek çiçeği yer. Burhan heyecanlı … Biliyordum sevdiğini sarı gız… … Heyecanlanır. Bu arada inek çekilir gider. Sülbiye ve Burhan sırtlarını döndüğü için İneği fark etmezler. Çalılıklar arasından izleyen Hacer güler. HACER: Salak bunlar … Valla salak! Nasıl gonuşuyorlar böyle ya… Burhan cesaretlenerek BURHAN: Ben… onu çok seviyom sarı gız… evlenmek istiyom… sor bakalım… ne der ? ****12-KAHVE…İÇ/GÜN kalabalık… Muhtar köşede oturup gülerek çay içiyor. Kahkaha atıyor. MUHTAR: Kezban yengenin kocası Salim yok mu?Ağzı var dili yok garibin…Olmaz dedim, eğdi başını tosbalar gibi …kuyruğunu kıstırıp çekip gitti…Bir görmeliydiniz arkıdeşler… Birden kapı açılır. İçeri Kezban girer. Öfkeden köpürmüş halde içeridekilere bakar. Hepsi şaşırır. Kezban muhtarın üzerine yürür ve Karşısına dikilir. KEZBAN: Bana baksana sen Muhtar…! Muhtar şaşalar. …Senin garşında enayi mi var len? Kaç oldu bizi oyaladığın … Erkekçe gonuşsana… ne o gaydiri gubbak laflar öyle…Hınçla …Ya, yol meselesini halledersin, ya da dinlemem tarla marla , ezer geçerim valla. MUHTAR: Bana ne söylüyon …Git kendine söyle… KEZBAN : Sen muhtarsın… Eskiden beri yol vardı orda… göz göre göre tarlasına aldı…sen de akrabam diye gıkını çıkarmadın… Öfkeyle …Bak, attırmayın tepemi… devletin jandarmasını dikerim başınıza… görürsünüz dünyanın kaç bucak olduğunu… Köylüler gülüşür. Muhtar bozulur. MUHTAR: tamam tamam…Hallederiz… Garı başında gahveye gelmiş laf ediyorsun… Söylenir …Garı olmasan var ya…ben diyeceğimi bilirdim sana…. KEZBAN: Ne diyecekmişsin len! De de görelim… Hadi de bakalım… Senin goyun güttüğün yerlerde çok öküz otlattım ben muhtar… Köylülere ters ters bakar. … Zaten, seni bu köye muhtar edenler de var kabahat… Küçümseyerek …Neren muhtar senin len! Neren! Muhtar sinirlenir söylenmek ister. Kezban öfkeyle bağırır. … Attırma tepemin tasını muhtar…! Yapacaksan yap muhtarlığını…yoksa ben…. Bilirim ne yapacağımı…! Sinirle bakar bakar… Ve döner hızla çıkar. Köylüler kahkahayla güler. Muhtar bağırır. MUHTAR: Susun len! Köylüler konuşurlar. ---muhtar olacak kadın valla… ---Noldu muhtar…cıkın çıkmadı ya… ---kim dedi sana..deli kezbanla uğraş diye.. ---hallet şu işini kadının…yoksa seni annı çatından vurur valla… ---Her kadın sakız çatlatır ama Kezban yenge kadar çatlatamaz. Kahkahalar yükselir… |
| Anasayfa |
| Biyografi |
| Hayatı |
| Kitapları |
| Ödülleri |
| Makale Ve Yazıları |
| Ziyaretçi Defteri |
| FOTO GALERİ |
- Mektubat - Said Nursi
- Bir Gemi Zabitinin Esaret Hatıraları - Hasan Basri Efendi
- Bütün Şiirleri - Behçet Necatigil
- Büyük Menderes'in Öyküsü - Mümtaz Başkaya
--Çevengur - Andrey Platonov
- Bütün Şiirleri - Cesare Pavese
- Dönüş - Andrey Platonov
- Deniz İşcileri - Victor Hügo
| Bügün | 21 |
| Dün | 83 |
| Bu Ay | 375 |
| Toplam | 82366 |