www.mehmetuyar.com

  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
  • default color
  • red color
  • green color
Anasayfa
KEZBAN YENGE (1.Bölüm. Senaryodan Bir Bölüm)
Sample ImageKEZBAN YENGE 

1-KEZBAN-EV AVLU…DIŞ/GÜN

Gösterişli eski bir köy evi.

Kaçışan tavuklar.

Kezban ,  tavuklardan birini tutmak için kovalar.

KEZBAN: Geh bili  bili… Gaçma ...dur bakayim… Ayağı kırılasıca … gaçma gari yeter leeen!

 

Yakalayamaz.

Soluk soluğa kalır.

…Ana cavurun donuzuna anaaa….

 

Kesik kesik solur.

                                                                                  …nefes bırakmadı insanda…

 

Eve doğru döner seslenir.

                                                                                  … Sülbiye! Sülbiye  gız.! 

 

Cevap gelmez.

…Kulaklarınıza pamuk mu tıkadınız  .. gebermeyesiceler!

 

Söylene söylene tavuğu kovalar.

… El mi yaman bey mi yaman… Nasıl yakalayacağım şimdi seni… Dur dur… çınkı bacak seni..dur! Gaçma !

     

2-KEZBAN-EV …İÇ/GÜN

Sülbiye, ayna karşısında kendine çeki düzen veriyor.

Yazmasını örter, aynada kendini seyreder.

Sonra  eline mendili alır, üzerindeki gül nakışlarına

Bakar sonra havalı bir şekilde mendili  tutar,

Yolda giderken düşürür gibi bırakıverir.

 

Sonra mendilini alır.

 

O sırada onu kapı aralığından seyreden Hacer.

Hin hin sırıtarak ona bakıyor.

 

Sülbiye onu görür.

SÜLBİYE: Malak gibi  ne bakıyon gız… Çekil ordan!

 

Hacer güler güler.

                                                                                  …deli…!

 

Der mendilini  cebine alır ve hızla dışarı çıkar.

 

Hacer onun arkasından bakar bakar.

Sırıtır.

 

 

  

3-KEZBAN-EV….DIŞ/GÜN

Kezban, tavukları kovalar…

Tavuğu köşeye sıkıştırır ve tam yakalarken

Tavuk kaçar.

Ahıra girer.

                                                                                 

                                                           KEZBAN: Hah…Şimdi ne yapacaksın

bakalım..…

                                                                                  Kendi elinle düştün mü tuzağa…

 

Diyerek  tavuğun arkasından  ahıra girer.

Kezban ahıra girince

 

Evin kapısı açılır.

evden Sülbiye çıkar, önce  etrafına bakınır.

Kimsenin görüp görmediğini kontrol eder.

Sonra usul usul sıvışır.

adeta koşarak

Hızlı adımlarla   avludan dışarı çıkar…

 

Arkasından Hacer bakar bakar,

hince düşünür.

O da peşinden gider.

   

4-KADİR-EV…İÇ/GÜN

Burhan ayna karşısında saçlarını

Tarar.

Kendini beğenir, sırıtır.

BURHAN: Geliyom Sülbiyem… Burhan’ın geliyor.

 

Kasılarak

                                                                                  …Ulen oğlum, filinta gibi oldun valla..                                                                         Yakışıklı… Alen Dolen misin be….

 

Döner ve saksıda duran bir çiçeği görür,

Koparır.

Kapıdan çıkar.

Anne  arkasından girer. Çiçeğin koparılmış

Olduğunu görür irkilir.

ANNE. Anaa…çiçeği koparmış… 

 

Bağırır.

                                                                                  ..burhaaan!

    

5-KADİR EV ÖNÜ…DIŞ/GÜN

burhan elindeki çiçekle hızla çıkar.

Koşarak gider.

Anne de arkasından çıkar seslenir.

ANNE. Burhan  oğlum…!  Burhan!

 

Duyurmak için bağırır.

….Baban çağırıyordu… yanına git de bir gör…Ne diyor bak bakalım…

 

Burhan koşarak uzaklaşır.

…Burhan…! Uleeeen! Büğlek gonmuş danalar gibi  nereye gidiyon oğlum!

 

Sesini duyuramaz.

Söylenir.

                                                                                  …Bu çocuk adam olmayacak… Ah ah…

    

6-SOKAK…DIŞ/GÜN

Sülbiye giyinmiş kuşanmış,  çekinerek etrafına

Bir yere gizlice giden  birinin psikolojisiyle bakınarak

Hızlı hızlı yürür.

 

Sokağın köşesini döner.

Arkasında Hacer belirir.

Onu takip etmektedir.

                                                          

  

7-KEZBAN-EV AHIR….İÇ/GÜN

Köşede tavuk sıkışıp kalmış.

Kezban üzerine üzerine yürür ve birden üzerine

Atılır. Tavuğu yakalar.

KEZBAN: Hah, yakaladım işte… Hadi bakalım kaç…  Kaç hadi… Seni zilli seni… Seni gidi çınkı bacak… Dur dur…

 

Soluk soluğa kalmıştır.

                                                                                  … Sanki tutamayacağım…  

 

Kaldırır bakar.

                                                                                  …Seni kestireyim de …gör gününü…

  

Ahırdan çıkar.

   

8-KEZBAN EV AVLU…DIŞ/GÜN

Kezban ahır kapısından dışarıya

Kucağında tavukla çıkar, eve doğru bağırır.

                                                                                  KEZBAN: Sülbiye…!  

 

Eve doğru yürür bağırır.

…Gızım,  şu tavuğu Hasan amcana  götür de kesiversin….Sülbiye!

 

Ses gelmeyince söylenir

                                                                                  … Nerde bu kız?

 

kızgın

                                                                                  …Hacer…! 

 

Söylenir

                                                                                  …:sen de mi yoksun gız…

 

…Yerin dibine mi girdiniz!

 

Söylenir.

                                                                                  …Nerde bu gızlar?

 

Bağırır.

                                                                                  …Sülbiye! Haceeeer!

 

Ses gelmeyince

                                                                                  ..:nereye gider bunlar… Allah Allah…

 

O sırada, küçük çocuk(6)  bir değneği at ederek

Atı durdurur gibi gelir.

                                                                                  ÇOCUK: deha…deeeeh… Bıııışşşş…

 

Kezban ona sorar

                                                                                  KEZBAN: Ablangil nerde len?

           

   

9-KÖY DIŞI-DERE KENARI…DIŞ/GÜN

Dere kenarında  otlamış  oturup geviş getiren

 bir inek veya koyun.

Sülbiye , etrafına bakına bakına yürür.

İneğin yanına gelir. (inek başka bir hayvan da

Olabilir örneğin koyun da olabilir)

İneği sever… bu arada etrafına bakınır.

Çekingen ve ürkektir.

Sonra ineğin yanına oturur.

 

O sırada çalılar arasında  onu izleyen Hacer.    

                                                          

Sülbiye nerde kaldı diye bakınır.

Kimsenin olmadığını anlayınca ineğe döner, başını

Okşar.

SÜLBİYE: Burada tek başına mısın? Hiç gelen giden olmadı mı?

 

İnekle konuşmaya dalar.

… Kış vakti ot da yok değil mi? Üşümüyor musun burada…

 

gülerek

…Amaaan..benim  sorduğum soruya da bak…hayvan kısmı üşürmüymüş…

 

İneğe eğilir. Kısık sesle

                                                                                  …sarı gız… söylesene…Böyle

                                                                                  uzun boylu  bir oğlan…geldi mi buralara?

                                                                                  Söylesene gıı… Hıı… geldi mi?

 

Arkasından bir ses.

                                                                                  BURHAN: Geldiğini söylesene sarı gız…

 

Sülbiye irkilir, Burhan’ı görünce utanır, başını

Önüne eğer.

Burhan da çekinerek ineğin öte yanına geçer, oturur.

İnek (koyun) ikisinin ortasında durmaktadır.

İkisi de ineğin baş tarafında yan  yana oturmaktadır.

Utanarak mahçup olarak birbirlerine bakmadan

Başları önlerinde eğik..

 

Uzakta, çalılıklar arasında sırıtarak seyreden

Hacer.

 

Sülbiye ve Burhan utanarak çekinerek

dolaylı olarak konuşurlar.

BURHAN: Sarıgız… söylesene, niye korkuyor Sülbiye kız benden…

SÜLBİYE. Sarı gız…  korkmuyormuş desene… sadece utanıyormuş…

BURHAN:  Kimden utanıyormuş sarı gız..benden mı…?

SÜLBİYE. He…

BURHAN: Sarıgız…

SÜLBİYE: Ne diyormuş sarı gız…

BURHAN: Şey diyom sarı gız…söylesene ona… şey diyom… Ben var ya…

SÜLBİYE: He… sarı gız ne diyormuş?

 

Burhan  çiçeği sırtı dönük halde uzatır.

BURHAN: Sarı gız…çiçekleri severmiymiş…sorsana bir…

SÜLBİYE: Sevmez olur mu sarı gız…çok severmiş.

 

İnek  çiçeği yer.

Burhan  heyecanlı

                                                                                  … Biliyordum sevdiğini sarı gız… …

 

Heyecanlanır.

Bu arada inek çekilir gider.

Sülbiye ve Burhan  sırtlarını döndüğü için

İneği fark etmezler.

 

Çalılıklar arasından izleyen  Hacer güler.

HACER: Salak bunlar … Valla salak! Nasıl gonuşuyorlar böyle ya…

  

Burhan  cesaretlenerek

BURHAN: Ben… onu çok seviyom sarı gız… evlenmek istiyom… sor bakalım…  ne der ?

  ****  

12-KAHVE…İÇ/GÜN

kalabalık…

Muhtar köşede oturup gülerek çay içiyor.

Kahkaha atıyor.

MUHTAR: Kezban yengenin kocası Salim yok mu?Ağzı var dili yok garibin…Olmaz dedim, eğdi başını tosbalar gibi …kuyruğunu kıstırıp çekip gitti…Bir görmeliydiniz arkıdeşler…

  

Birden kapı açılır.

İçeri Kezban girer.

Öfkeden köpürmüş halde içeridekilere bakar.

Hepsi şaşırır.

Kezban  muhtarın üzerine yürür ve

Karşısına dikilir.

                                                                                  KEZBAN: Bana baksana sen Muhtar…!        

 

Muhtar şaşalar.

…Senin garşında enayi mi var len? Kaç oldu bizi  oyaladığın … Erkekçe  gonuşsana… ne o gaydiri gubbak laflar öyle… 

Hınçla

…Ya,   yol meselesini halledersin, ya da  dinlemem tarla marla , ezer geçerim valla.

MUHTAR: Bana ne söylüyon …Git kendine söyle…

KEZBAN : Sen muhtarsın… Eskiden beri yol vardı orda… göz göre göre tarlasına aldı…sen de akrabam diye gıkını çıkarmadın…

 

Öfkeyle

…Bak, attırmayın tepemi… devletin jandarmasını dikerim başınıza… görürsünüz dünyanın kaç bucak olduğunu…

 

Köylüler gülüşür.

Muhtar bozulur.

MUHTAR: tamam  tamam…Hallederiz… Garı başında  gahveye gelmiş laf ediyorsun…

 

Söylenir

…Garı olmasan var ya…ben diyeceğimi bilirdim sana….

KEZBAN: Ne diyecekmişsin len! De de görelim… Hadi de bakalım…  Senin goyun güttüğün yerlerde çok öküz otlattım ben muhtar…

 

Köylülere ters ters bakar.

… Zaten, seni bu köye muhtar edenler  de  var kabahat…

 

Küçümseyerek

                                                                                  …Neren muhtar senin len! Neren!

 

Muhtar sinirlenir söylenmek ister.

Kezban öfkeyle bağırır.

… Attırma tepemin tasını muhtar…! Yapacaksan yap muhtarlığını…yoksa ben…. Bilirim ne yapacağımı…!

 

Sinirle bakar bakar…

Ve döner hızla çıkar.

Köylüler kahkahayla güler.

Muhtar bağırır.

                                                                                  MUHTAR: Susun len!

 

Köylüler  konuşurlar.

                                                                                  ---muhtar olacak kadın valla…

                                                                                  ---Noldu muhtar…cıkın çıkmadı ya…

---kim dedi sana..deli kezbanla uğraş diye..

---hallet şu işini kadının…yoksa  seni annı çatından vurur valla…

---Her kadın sakız çatlatır ama Kezban yenge  kadar çatlatamaz.

 

Kahkahalar yükselir…

 
 

BU AY OKUDUKLARIM

- Mektubat - Said Nursi

- Bir Gemi Zabitinin Esaret Hatıraları - Hasan Basri Efendi

- Bütün Şiirleri - Behçet Necatigil

- Büyük Menderes'in Öyküsü - Mümtaz Başkaya

--Çevengur - Andrey Platonov

- Bütün Şiirleri - Cesare Pavese

- Dönüş - Andrey Platonov

- Deniz İşcileri - Victor Hügo

Ziyaretçi Sayısı

Bügün24
Dün83
Bu Ay378
Toplam82369