www.mehmetuyar.com

  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
  • default color
  • red color
  • green color
Anasayfa
VEYSEL KARANİ (Senaryodan Bir Bölüm)
Sample ImageVEYSEL KARANİ 

Sahne 55-EV…İÇ/GECE

Annenin yüzü. Dalgın ve sabit.

Hemen ileride yere oturmuş, gözlerini

ayırmadan annesine bakan Veysel. 

Anne görmeyen gözleriyle başını çevirir.

                                                                       ANNE: Üveys, evladım…nerdesin?

 

Veysel yanına varır, ellerinden tutar.

                                                                       VEYSEL: Buradayım anne…

 

Anne  onun ellerini tutar

ANNE. Oğlum… Hiç konuşmuyorsun. Hasta filan değilsin , değil mi?

VEYSEL: İyiyim anne. Çok iyiyim.

                                                                       ANNE. Ama sesin titriyor.

                                                                       VEYSEL: Yok anneciğim. Titremiyor.

 

Anne, bir süre susar.

ANNE: Üveysim…benden bir şey gizlemiyorsun değil mi?

Veysel susar.

                                                                       ..Üveys…

 

Veysel ağlar.

                                                                       …noldu sana…?

 

Veysel’e sarılır.

                                                                       ..yavrum…niye ağlıyorsun?

                                                                       VEYSEL: Ağlamıyorum anne…

                                                                      

Anne şefkatle

ANNE. Erkekler ağlar mı evladım… Sen ağlama, ben ağlayayım… sen acı çekme ben çekeyim… senin ayağına diken batmasına dayanamam yavrum…

 

Veysel sakinleşmeye çalışır.

                                                                       Bana anlat oğlum…hadi anlat…

 

Veysel içini çekerek

                                                                       VEYSEL: Anneciğim… canım anneciğim…

                                                                       İçimde öyle bir hasret var ki… Öyle bir aşk…

 

Yutkunur.

..peygamber efendimizi dünya gözüyle görmek istiyorum.

 

Sessizlik.

… Annem…izin verir misin… Mekke’ye gitsem… görsem efendimizi… izin verir misin?

 

Anne yutkunur.

ANNE: Ama oğlum…Mekke çok uzak..Yemen neresi…Hicaz neresi… Aylar sürer…

VEYSEL: Hemen görüp gelirim annem… hiç beklemem…bir kere bakarım… efendim derim sarılırım eline… sonra annem var beni bekleyen derim…geri dönerim….

 

Anne ayağa kalkar.

Durgunlaşır…susar.

                                                                       … anne…

 

Anne derince soluklanır.

ANNE: Ben sensiz ne yaparım burada? Bana kim bakar?

 

Veysel, yanına varır.

VEYSEL. Muazın annesiyle görüştüm… Ben gidip gelene kadar         sana bakacak…

 

Anne susar.

VEYSEL. Keşke , halin olsaydı, gözlerin görseydi de sen de gelseydin benimle…

ANNE: Keşke… keşke…

 

Anne mırıldanarak yürür gider.

                                                                      

Veysel arkasından bakakalır.

                                                                       VEYSEL: Bir şey demedin anne?

 

Anne cevap vermez  yürür gider odasına girer.

 

Erdem sorar.

                                                                       ERDEM: (SES)  Göndermedi mi annesi?

     

56-ÇÖL..DIŞ/GECE

Bir ateş etrafında oturuyorlar.

Haşim’in başı önünde…

Sait ve Halit uyuyorlar.

Erdem onlara bakar bakar.

                                                                       ERDEM: Göremedi mi peygamberi?

 

Haşim ona bakar bakar.

Tam o anda  sandığın atın üzerinde olmadığın

Fark eder.

İrkilir.

                                                                       HAŞİM. Emanet….!

 

 Telaşlanır.

                                                                       ..emanet…

 

Atın yanına varır bakar.

                                                                       ..emanet yok…yok…

 

Erdem şaşkın halde bakar.

 

Haşim telaşta…

Sait ve Halit’in yanına varır, uyandırır.

…uyanın kardeşlerim… emanet kayboldu..yok…

 

Halit uyanır rahat tavırlarla

Dayandığı yastığın altından örtüyü

Çıkarır.

Gösterir. Sandık oradadır.

Haşim derince soluklanır.

Heyecanla sandığa varır okşar ve öper…

Halit ve Sait de  sandığa bakar.

 

Bu arada ağaçlar arasından gölgeler belirir.

Bedevi eşkiyalar  gözetliyorlar.

  

Erdem onların yanına gelir..

ERDEM: İçinde ne olduğunu söylemeyecek misiniz?

 

Haşim ona bakar.

HAŞİM: Bize sorma bu soruyu… Sen biliyorsun:…

ERDEM: Lütfen, bilmece gibi konuşmayın… Ben kimim nerdeyim? Bu sandığın içinde ne var?

HAŞİM. Bütün bu soruların cevabını bulursan… her şeyi hatırlayacaksın zaten…

 

Vurgulu

                                                                                  ..onun için buradasın …

 

Halit de yaklaşır

HALİT. Hatırlaman için de onu iyi bilmelisin…

SAİT. Yani bu emanetin sahibini…Üveys’i….

 

Haşim toparlanır

HAŞİM. Hadi arkadaşlar… bir an evvel bulalım  onu..emaneti yerine teslim edelim…

 

Eşkiyalar gözetlemeye devam ediyorlar.

Biri sabırsız atılmak üzere Reis onun

Durdurur ve sus işareti yapar.

 

Erdem o anda onları fark eder.

Bakar.

Gölgeleri görür ama anlam veremez.

Haşim onu çağırır.

                                                                                  ..hadi gelsene…

 

Erdem arkasına bakınır.

                                                                                  ERDEM: sanki…birileri bizi takip ediyor.

 

Atlılar sakindir.

                                                                                  HAŞİM. Olabilir…

 

Erdem ata biner.

Yola devam ederler.

                                                                                  ..sen, bir soru  sormuştun değil mi?

                                                                                  ERDEM: soru mu?

HAŞİM. Annesi göndermedi mi diye sormuştun?

  

                                                                                 

                                                                      

 

            GEÇİŞ

   

57-EV…İÇ/GECE

Anne sabit bir şekilde oturuyor.

Bir şeyler düşündüğü belli…

Yerinden kalkar.

Kör hareketlerle yürür ve odaya geçer.

    

58-EV ODA…İÇ/GECE

Anne, kapıyı açar.

Bakar, Veysel uyuyor.

Onun yanına varır. Oturur ve eliyle yoklar onun başını bulur.

Sever.

                                                                                  ANNE: Oğlum….

 

Mırıldanır.

                                                                                  … sana canım kurban yavrum…

 

Yutkunur.

…ah oğlum… Üveys’im… gençliğini bana harcadın… kör  annen için evlenmedin bile… hep beni kolladın…

Bebek gibi bakıyorsun bana… sana hakkımı nasıl öderim…yavrum…

 

Sever.

O sırada Veysel uyanır.

                                                                                  VEYSEL: Anne…

 

Anne ağlıyor.

                                                                                  ..Anneciğim…

 

Anne sakinleşir.

                                                                                  ANNE: Üveys’im…  izin veriyorum…

Hicaz’a git…Mekke’ye…git gör peygamber efendimizi… benim yerime de gör…selamımı ilet…

 

Veysel heyecanlanır, doğrulur.

Sarılır annesine…

 

VEYSEL; Anneciğim…Allah razı olsun…Allah razı olsun…

 

Anne ona bakar bakar

ANNE. Ama evladım…beni bekletme… git gör hemen gel… Bir gün bile durma…

VEYSEL: Tamam anneciğim…sana söz veriyorum… peygamber efendimizi görüp hemen geleceğim…söz veriyorum…

 

Sarılır

                                                                                  …söz anneciğim…söz …söz….

  

Anne oğul birbirine sarılırlar.

ERDEM. (ses) Gitti mi peygamberi görmeye?

HAŞİM: (SES) Gitmek ne demek …kanatlandı..uçtu…

 

Veysel Karani ilahisi başlar.

  

            GEÇİŞ

   

59-ÇÖL…DIŞ/GÜN

Çöl .

Veysel Karani ilahisi devam eder.

 

Veysel heyecanla coşkuyla adeta koşarcasına

Bastonuna dayanarak yürüyor…

İlahi devam ediyor.

HALİT: ( ses) Bir kuzu annesine nasıl koşarsa…

SAİT: (ses) Bir kuş nasıl uçarsa yuvasına…

HAŞİM. (ses) Bir yaprak nasıl giderse derede… nasıl yanıp tutuşursa deniz hasretiyle….

HALİT. (SES) Günlerce yürüda.

SAİT: (SES) dağları çölleri aştı…

HAŞİM: (SES) Peygamberimizin hasretiyle yanıp tutuştu…

HALİT: (SES) Ne büyük aşktı Allahım..

SAİT. (ses) Ne büyük hasretti bu…

HAŞİM: (ses) yemen illerinde Veysel karani…

  

Bazen görüntüde Erdem…

Hatırlamaya çalışır.

İlahiyi dinler. Mırıldanır.

ERDEM. Yemen illerinde…Veysel karani…

 

Düşünür.

                                                                                  …bunları bir yerden hatırlıyor gibiyim…

                                                                                  Ama..ama….

 

İlahi yükselir.

    

60-TEPE…DIŞ/GÜN

Veysel yorgun argın soluk soluga hasret ve

Heyecanla tepeye varır.

Adeta sürünerek gelir ve ayağa kalkar.

Ufku seçmeye çalışır…

Bakar bakar ve yüzü gülümser.

VEYSEL: Geldim… Geldim Allahım… şükürler olsun…

 

İlahi devam eder.

 

Ve heyecanla koşar…

                                                                                  ..geldim efendiiiim! Geldim!

 

Veysel koşarken dış ses sürer.

HAŞİM. (ses) Uzun ve zorlu yolculuktan sonra  Mekke’ye geldi. Peygamber efendimizin şehrine…

    

61-PEYGAMBER -EV ÖNÜ…DIŞ/GÜN

Veysel bitkin halde kapıya gelir

Heyecanla kapıya dayanır.

Bir süre bekler.

Kapıyı tıklatır.

Bekler.

 

HALİT: (SES) Peygamber efendimizin evini buldu. Kapısına vardı…

SAİT. (ses) Kapıyı çaldı ve bekledi…

HAŞİM. (ses) Heyecandan kalbi küp küp atıyordu.

HALİT: (SES) heyecandan sanki ölüverecekti  oracıkta.

SAİT (SES) Bekledi.

 

Kapı açılır….

Veysel başını kaldırır bakar.

Duralar.

Kapı aralığında duranı görmeyiz.

                                                                       HAŞİM. (SES) kapı açıldı…

HALİT. (SES)  kapıyı açan Peygamber efendimizin   hanımı idi.

VEYSEL. Ben… Üveys…Yemen ülkesinden geliyorum…karen köyünden… Peygamber efendimizi görmeye geldim…

 

Kapı aralığında kimse görünmez.

                                                                       HAŞİM: (ses)  Peygamber efendimizin hanımı…

Onu dinledi…

HALİT:ona su ekmek ikram etti ve  ona peygamber efendimizin  bir sefere çıktığını söyledi. 

SAİT. Ama yarın evde olacağını söyledi. Beklerse onu görebileceğini  açıkladı.

 

Veysel başı önünde mahçup ve saygılı

Duruyor.

VEYSEL: Beklemek isterdim. Beklemek için canımı bile verirdim…ama  anneme söz verdim…hemen döneceğimi söyledim.  Bir gün bile kalmayacağımı söyledim…  geri dönmem lazım…

 

Derince soluklanır.

                                                                       …efendimiz seferden gelince söyleyin…

 

Ağlamaklı

… Karenli bir çoban geldi deyin… Sizin nur yüzünüzü görmek istedi…Hayatta en fazla arzu ettiği, dünya gözüyle yüzünüzü görmekti deyin…

 

Sesi titrer

…Ama… nasip değilmiş…Allahım, öbür alemde nasip etsin…

                       

Soluklanır.

..sonra deyin ki… dua etsin benim için… ben onu çok seviyorum… anamdan babamdan  çok…

 

Döner ve gider.

Gözlerinden yaşlar süzülerek gider.

                                                                       HAŞİM. (ses)  geri döndü..

                                   HALİT. Göremeden  görüşemeden döndü…

                                                                      

 

BU AY OKUDUKLARIM

- Mektubat - Said Nursi

- Bir Gemi Zabitinin Esaret Hatıraları - Hasan Basri Efendi

- Bütün Şiirleri - Behçet Necatigil

- Büyük Menderes'in Öyküsü - Mümtaz Başkaya

--Çevengur - Andrey Platonov

- Bütün Şiirleri - Cesare Pavese

- Dönüş - Andrey Platonov

- Deniz İşcileri - Victor Hügo

Ziyaretçi Sayısı

Bügün26
Dün83
Bu Ay380
Toplam82371