|
Kitapları
|
|
Sır Kapısı 2 "...Tünelde kapana kısılmıştık. Günlerce burada oturduk. Açlık ve susuzluktan çıldıracak hale geldik. Dışarıya seslendik, çığlık attık, bağırdık. Burada, günlerce birbirimize bakarak tüneli açacak birilerini bekledik. Hep umut ettik, bizden birileri gelecek , tüneli açacaktı. Çok bekledik. ...Ama unuttular bizi. Unuttular. Susuz kaldık, aç kaldık, tek tek öldük. Tek tek dua ettik , tek tek inledik. Duymadılar bizi. Unuttular." ... O günden sonra Yemen Türküsünü defalarca dinledim , defalarca söyledim. Her defasında da gözlerimden yaşlar süzüldü ve hep o Osmanlı askerini hatırladım. "Unutmadım, unutmadım." diye fısıldadım. Beni duyduğundan emindim. Sır Kapısı 2 (Muştu yayınları- 2004) |
|
|
Kitapları
|
|
Karmaşa... Damarlarımın bu denli gerildiğini, dişlerimin takırdayarak bu denli titrediğini hiç hatırlamıyorum. Alnımda çıbanlar sivriliyor. "İşte mahsulüm..." diyorum; eziyorum. Yığılmışım masaya. Kusmak mı? Al işte, kusuyorum Dostoyevski...! İşte kusuyorum Camus! İşte kusuyorum Sartre...! Ama ilk defa iğreniyorum sizden... Raflarda devriliyor kitaplar. Yaprak yaprak savruluyor odanın içinde; ortalığa saçılıyor. Ve yırtılmış kitaplarla bezeniyor odanın içi. Can havliyle ayaklarıma tutunan sözcüklerin son nefesine basıyor; "Yeter!" diye haykırıyorum. Sırılsıklam vücudum... (kitabından) 1984 1. Baskı-Beyan Yayınları, 2.Baskı Şehir yayınları |
|
|
Kitapları
|
|
Efsane Sır Anadolu'nun ören bir yerinde efsane bir dağın büyüsüne kapılıp düşlere dalan, düşlerde yok olan ve hayale dönüşen farklı dünyaların temsilcisi iki aydının gizemli macerası... Aynı zamanda, farklı zamanlarda, farklı duyuş ve düşlere nostalji... Bu nostaljide doğan, şekillenen iki serüven... Miryekefalon Savaşı'ndan meçhul bir sevgilinin hayali uğruna savaşan bir Selçuklu askeriyle; M.Ö. 4. yüzyılda Kyros'un paralı ordusunu katılıp kayıp sevgilisini arayan Miletoslu bir çobbanın tek bir kişide ve sırda anlama kavuşan serüvenleri... 1992 ŞEHİR YAYINLARI |
|
|
Kitapları
|
|
Sır Kapısı 3 (şehit ) Sustum. Karşılık veremedim. Günlerce sustum. Karşı çıkamadım. Ağabeyimdi. Evimizin tek erkeğiydi. Babamızı küçük yaşlarda yitirmiştik. Evimizin bütün geçimiyle o ilgileniyordu. Gece gündüz çalışıyor, para kazanıyor; bizim için fedakarlıkta bulunuyordu. Ablam, yıllar önce İzmir’den bir gençle evlenmiş, aramızdan ayrılmıştı. İzmir’de kalıyordu. Bazen onun dostluğunu özlüyordum. Eskiden oldu gibi, ona her derdimi açmayı ve paylaşmayı hayal ediyordum…. (kitaptan) Sır Kapısı 3 (Muştu yayınları- 2004)
|
|
|
Kitapları
|
|
Kayıp Ocak 1992 (MEB yayınları "...Yakıp kavuran anılardı. Yalımlar halinde uçuşan, büklümleşen, ağlamaya zorlayan anılarıydı. Ah ağlayabilseydi. ...Ocaktaki ateş sönmeyecekti. Buna asla göz yumamazdı. Bu yüzden karısını azarlayacak, kuduracaktı öfkeden: "Ocak sönmeyecek." diyecekti. "Yak şu ateşi !" diyecekti. Herşeyi unutacak, bağıracak ve çocuklaşacaktı. Dağılan, sönen bir aile ocağı. Kaybolan mutlu günler, manevi değerler. Kaybolan ocağını düşleriyle arayan yaşlı bir adamın trajik öyküsü... |
|
|
Kitapları
|
| |
Gönül Yolculuğu "Gönül Yolculuğu"; hayatı, yayına hazırlanan bir kitap gibi algılayan ve gördüğü yanlışlıklar, düzensizlikler karşısında bunalıma giren bir musahhihin; yaşadığı aşk acılarını, felsefi kıvranışlarını ve nostaljik hazlarını hikaye ediyor.
Bir Türk aydınının bir Anadolu yaylasında; çelişkilerle, kent imgeleriyle ve acı anılarla boğulan ruhunu aşkla tashih etme gayretleri... Yaşadığı aşktan yola çıkarak büyük bir gönül yolculuğu yapma düşleri... Ve kendini arama, kendisi olma zorlanışları...
İçinde tasavvufi derinliği, felsefi arayışları ve yoğun bir lirizmi barındıran roman; şiirsel ve özgün anlatımıyla dikkat çekiyor. Şehir Yayınları, Şubat 2000
|
|
|
|
|
Kitapları
|
|
Yeşil Mesnevi...
"Mesnevi" sarayında,aşklar deren semalarda Mevlana'yasordum. Sadi'ye sordum "Gülistan"ından güller deren,"Bostan"ındainsanlığın bahçıvanı... Arabi'ye sordum coşkunun en hassas katlarında. Fuzuli'ye sordum:Ki o,"Dert,şairlerin sermayesidir."diyen,aşk derdinde yücelen... Ahını ahımda duyduğum Fuzuli'ye sordum durdum Ve derken Nurlu Mesnevi'yle uyandım nura:Nur deriyordu nurveriyordu Nurs'lu Said Homeros'a sordum:Şairliğinde şaha kalktı ilhamım. Kalevala'yı okudum,saflığını gördüm safca insanın. Şehname'de,Türk olarak,hayıflanarak,o güzelimdestanlarımı,yüzyıllar öncesinde kaleme almayan ellerimdenutandım. Daha doğrusu Şehname,Kalevala ve Ilyada'yı kıskandım Masallarla avunup düşler kurdum habire Birden Dedem Korkut geldi,soy soyladı boy boyladı.palazlandıonurum. Işte o Dedem Korkut ki bir söyledi bin dinledim bin söyledi aşık oldum eridim Nice ideal kahramanlar büyüttüm zihnimde Hint vedalarında coşkuyu öğrendim,denizlerde devcileyin Gece sordum gündüz sordum Bazen fısıltılarını duydum geçmişin geleceğin Sabah, tan ağarırken kırlara koştum. Seherde uçan kuşların çizdiği her kaviste,her sevinçtehep onları gördüm. Nasıl bir roman dedim,nasıl...? Bir gece rüyamda....... Gülçiçek geldi bir kuş gibi,yüreğimde kanat çırptı. Uyanır uyanmaz sarıldım kaleme,Gülçiçek'i anlattım.Gülçiçek'i sevdim,onu büyüttüm özlemlerimde. "Gel Gülçiçek..Kon ellerime,gel.." Onunla konuşup onunla yaşadım. Yeni bir mesnevi tarzında,bu lirik romanı yazdım. Divan Edebiyatının romanı sayılan mesnevi tarzı ile günümüz roman tekniğinin buluştuğu özgün bir anlatım. Roman aralardaki şiirlerin verdiği duygu atmosferiyle okuyanı lirizmin büyüsüne çekiyor.... ( 1998-Timaş Yayınları) |
|
|
Kitapları
|
|
Namık Kemal 2002 – Hikmet Yayınları Şair vardır; bir meltemdir, usul usul eser, tatlı duygular bırakır içimizde. Şair vardır, acıdır ,kederdir,hüzündür...hayallerde gezdirir bizi. Ve şair vardır, fırtınadır. Öylesine eser, önüne ne geçerse savurur, varlığını her mekanda ve zamanda kabul ettirir. Haykırır, kükrer, bağırır , ele avuca sığmaz. O Namık Kemal’dir. O edebiyatımızda bir heyecan bir aksiyon adamıdır. Haksızlıklara baş kaldıran, toplumsal kavramları ülküleştiren, toplum için çalışan öncü bir kişiliktir. Mehmet Uyar'ın coşkulu dille kaleme aldığı roman tadındaki bu biyografiyle ; Namık Kemal'i tanırken aynı zamanda son dömen Osmanlı ruhunu ve sonraki yıllara etkilerini öğreniyoruz. |
|
|
Kitapları
|
Tevfik Fikret 2002 – Hikmet Yayınları Tevfik Fikret, hakkında en fazla konuşulan şairlerden... Çok seveni de var, çok nefret edeni de... Şiirleriyle hala gündemden düşmeyen, sanatçılığıyla her kesim tarafından takdir edilen bir devre mührünü vurmuş bir isimdir o. Hataları da olsa, çoğu kez kırıcı da olsa, kimi şiirleriyle bizleri öfkelendirse de Fikret soğukkanlıkla ele alınması gereken önemli bir aydınımız... Türk şiirine önemli katkıları olan, usta bir şair... O , ne göklere çıkartılacak kadar mükemmel; ne yerin dibine batırılacak kadar hain biridir... Batmak üzere olan ülkesini kurtarma adına, çağının çoğu aydını gibi kendine özgü bir formül öneren, bir ülkü ortaya koyan bir öncü şair... Ülküsünü ortaya koyarken yaptığı hatalar ve yanlışlıklar; onun iyi niyetini, memleket sevgisini asla gölgelemez. |
|
|
|