|
1960 yılında Denizli’nin Çivril ilçesine bağlı Haydan köyünde doğdu. Liseyi Çivril’de bitirdi. 1980 yılında Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. O yıldan itibaren beş yıl Kastamonu Çatalzeytin’de öğretmenlik yaptı. Daha sonra İstanbul'da Ümraniye Kız Meslek Lisesi, Üsküdar Anadolu Lisesi, İstanbul Polis Koleji ve en son Ümraniye Anadolu Lisesi'nde görev yapan yazar;: 2006 yılında emekli oldu. Öğretmenliğinin yanı sıra romanlar ve senaryolar yazan Uyar, şimdilerde TV filmleri yazmaktadır |
|
Devamı...
|
|
Şimdi rüya gibi hepsi. Her bayram günü , rüya tadında hayallere dalar, yad ederim köyümün bayramlarını. Yad ettikçe teselli bulurum. Henüz beş –altı yaşlarında küçücük bir çocuktum. Ufak tefek, kara kuru alabildiğine hayalperest ama hareketli mi hareketli. Bayramlar cennetimdi benim. İple çekerdim o günleri. Çünkü bayramlar en büyük heyecandı, en büyük coşkuydu benim için. Bir ben değil, köyümün bütün çocukları aynı hal içinde beklerdi bayramları. Bayram günü yaklaştıkça heyecanımız artardı. Neydi bizim için bayram? |
|
Devamı...
|
|
Ben öğretmenim.
Ömrüm boyunca öğretmen olmayı şeref bildim. Yüreğimde tutuşan heyecanı ve coşkuyu, zihnimde beliren bütün güzel fikirleri öğrencilerimle paylaşmayı en büyük mutluluk olarak kabul ettim. Bu duygularla tam 25 yıl öğretmenlik yaptım, mutlu oldum, hayatımı anlamlandırdım. |
|
Devamı...
|
|
Üniversite yıllarıydı. Bir yazarı tanıdım: Knut Hamsun. Bir tutkulu düşe kapıldım: Norveç. Norveçli yazar Hamsun, 70’li yılların en karışık dönemlerinde Üniversitede okurken büyülü bir hülya olarak romanlarıyla hayatıma girdi. O günden sonra edebiyatı daha çok sevdim. Yazmayı çok sevdim. Ve hayal kurmayı… Düşlerimi bir Hamsun büyüsü sardı. Unuttum realiteyi. Üniversitelerin ideolojik kargaşa ve çatışmalar içinde ben başka dünyadaydım. Norveç fiyortlarında , dağlarında kuzeye doğru bir göçebe gibi geziyordum Hamsun’la. |
|
Devamı...
|
|

İşte Hawaii'deyim. Burası Honolulu kenti. Hawaii eyaletinin başkenti. Oahu adasındayız. Havaalanından inince sıcak ve yumuşak tropik bir rüzgar okşadı yüzümüzü. İşte karşımda Pasifik Okyanusu. Dalgalar uzaklardan geliyor, sahile vuruyordu kendini. Deniz kokuyordu. Sıcacık ılık bir hava. Etrafımda sistemin tekdüzeleştirdiği, devletin uyumlu birey haline dönüştürdüğü kalabalıklar yığını... Ama görkemli ama albenili... Düşünüyorum. Nedir Hawaii dedikleri? Turistik yapay bir rüya mı? |
|
Devamı...
|
|
-
Los Angeles . - Hollywood kenti.
- Sözcük anlamı: Kayıp Melekler.
- Amerika’nın ruhu, düşü , kültürü burada boy veriyor.
Bir gün boyunca gezdim Los Angeles sokaklarında. Yapay bir ruhu vardı Los Angeles'in. Sinema gibi albenili ve aldatıcı... |
|
Devamı...
|
|
ÇATALZEYTİN RÜYASI Yıllar geçti aradan. Şimdi hayal meyal hatırlıyorum.
Üniversiteyi yeni bitirmişim. Öğretmenlik tayinimi bekliyorum. İşte bu sıralarda bir rüya giriyor hayatıma: Rüyamda yemyeşil bir kasabadayım. Hemen deniz kenarında şirin mi şirin bir yer… Derken rüyam gerçek oluyor. Rüyamda gördüğüm kasabaya yağmurlu bir kasım günü, tiril tiril heyecanla ve coşkuyla giriyor, selam veriyorum: Merhaba Çatalzeytin… |
|
Devamı...
|
|
Haydanlı henüz göçer iken, koyun sürülerini önüne katıp yüzünü poyraza, gözünü yıldızlara , sırtını ardıç ağacına dayayıp türküler söylerken bir başkaydı Köseler.
Koyunlarla, eşeklerle, köpeklerle, kekliklerle, burcu burcu kekiklerle, andıklarla çakallarla, zemzem kokulu Şırşır çeşmesiyle, yaylanın nefesi koyun tersleriyle, koyun kuzu melemeleriyle masallar içinde bir büyülü ülkeydi Köseler. Derken, gün oldu devran döndü; Haydanlı ovanın bereketini gördü; heveslendi, attı bir tarafa çobanlığı, toprakla yaşamaya karar verdi: Göçerliği de bıraktı. |
|
Devamı...
|
|
YÜREKLİ DOSTUM METİN TEKİN'E |
|
Biliyorum, gittin.
Sonsuz bir yolculuğa çıktın. Hep büyük geziler yapmayı hayal ederdin. Issız bir adada yaşamayı, ormanlarda kaybolmayı, karlı tepelere tırmanmayı , kutuplarda dolaşmayı ve doğayla boğuşmayı kurardın düşlerinde. Pehlivan yapınla dağları yerinden sökmek isterdin. İnanıyorum ki, cennete gideceksin. Her dileklerin gerçek olduğu cennette, inanıyorum ki, hayaline kavuşacaksın. Sen can dostum, sen yürekli arkadaşım, sen… Sıkıştığım zamanlarda koştuğum, düşlerimi paylaştığım değerli dostum. Şimdi öbür taraftasın… Asıl alemdesin , biliyorum. |
|
Devamı...
|
|
Kuzeyin derin fiyortlarda, sessiz ormanların derinliklerinde, küçük kıyı kasabalarında, ringa yüklü teknelerle Lofoten adalarından evine dönen balıkçıların şarkılarında , her sabah aynı ezgiyle öten bir ispinoz kuşunun şakımasında , tepelerde esip bir Doğu efsanesi fısıldayan rüzgarın sesinde ve yalnız bir adamın yıldızlara bakıp bakıp ıslık çalan heyecanında o vardır…O , şair ruhlu , neşeli romantik gezgin…O, yalnız insan..
Doksanı aşkın ömrü boyunca hep yalnız kalmış, yalnızlığı sevmiş, su gibi akan üslubuyla yalnızlığın şiirini sözcüklere yansıtmış eşsiz bir romancı: Knut Hamsun… İskandinav ülkesinin buz gibi havasında böylesine sıcak ruhlu, böylesine duygulu coşkun bir yazar nasıl yetişir Bir yazar ; üslubuyla, şiirsel tasvirleriyle , sıcacık hikayeleriyle ülkesini nasıl böylesine sevdirir? Bu yüzden Norveçli, Knut Hamsun’la ne kadar övünse yeridir. |
|
Devamı...
|
|
 bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde dere tepe düz imiş mevsimler hep güz imiş kanun manun söz imiş gökten bir elma düşmüş kızıl kızıl köz imiş |
|
Devamı...
|
|
 BIR KUCAK ALTIN Bir çocuk neyi hatırlar? ....gider,bir avluda,değnekle yeri çizer çizer;seksek oynar.O da olmadı ipten atlar.Zıplar.Saklambaç oynar.Gece olur;sihri ve karanlığı,mevlidlerde odanın içinde gezdirilen tütsü gibi yayılır;zihinlere takılır kalır hep:Korkar.Keçi kılığına giren cinlerden,ağustos böceklerinin cırıltısından,baykuşların ötüşünden korkar.Gene de,oturur ninesinin dizi dibine,ışıltılı gözlerinde,kocaman bir devin dehşetini,minicik bir kuşun masumiyetini yakalar ve korkar. ".....devin başı göğe eriyormuş.Göklerden yıldızlar deriyormuş.Işte o gün de kurtlar gibi açmış.Karnında ziller değil,davullar dümbelekler çalıyormuş. Gümbürtüsü de taa... Fizan'dan duyuluyormuş.Böyle böyle,boş gezenin boş kalfası gibi dolanıp duruyormuş.Dünyanın da altını üstüne getiriyormuş. Durmadan karnını doyuracak bir yiyecek arıyormuş.Sayıklayıp da duruyormuş irezil...Ah bir ademoğlu görsem..ah şöyle tatlı mı tatlı,şamtatlı...kaymaktan daha tatlı bir insan bulabilsem..yesem yesem bir daha yesem....sonra dağlara kösülsem,türküler söylesem diyormuş.Her bir yeri,harıl harıl arıyormuş,şöyle itiveriyormuş eliyle...unufak oluyormuş dağlar tepeler...Şöyle küçük parmağıyla çengelleyerek,ağaçları asılıveriyormuş... kökünden söküyormuş meret... |
|
Devamı...
|
|
|